6 Haziran 2010 Pazar

Floransa

Floransa’da ev değişimi yapabileceğimiz bir yer bulamadığımız ve şehri gezmeyi de istediğimiz için B&B bir yer ayarladım iki gün kalmak üzere. Sabah erken saatte Pisa’dan Floransa’ya doğru yola çıktık sevgili oğlumuzun kullandığı araba ile. Floransa’ya yakın olan Barberino Designer Outlet http://www.mcarthurglen.it/barberino/home/home.php mağazasına uğradık ancak yol tahmin ettiğimizden daha uzun sürdüğü için sadece hızla hangi mağazaların olduğunu görebilecek kadar kalabildik. Ancak gördüğüm kadarı ile hem tasarım olarak hem de fiyatlar açısından alışverişe uygun bir yer. Ayrıca Floransa ve Bologna’dan servis kalkıyor.
Kalacağımız yere geldiğimizde artık oğlumuzdan da ayrılma zamanı gelmişti ve onu da uzun bir yol bekliyordu. Kaldığımız yer Chroce meydanına çok yakındı. Hızla yerleştikten sonra şehri gezmek üzere dışarı çıktık. Bu sırada saat epey ilerlediği için acıktığımızı fark ederek önce öğle yemeği için bize önerilen bir yere gitmeye karar verdik. Ben penne makarna eşimse spagetti tercihinde bulunduk. Eşim benim tam tersime genellikle yemek ayırımı yapmaz. Bu sefer yemeğinin yarısını henüz yemişti ki artık bu kadar yağlı ve sarımsaklı yemek yiyemiyeceğini söyledi. Bunun üzerine akşamları üzüm, permesan peyniri ve beyaz şarap kombosu ile süsledik Floransa’daki akşam yemeklerimizi.
Santa Croce Basilikasını, Uffizi Galerisini, Vecchio Plazasını, Catedrali, San Lorenzo Bazilikasını, Santa Maria Novella Bazilikasını gördükten sonra tren garına giderek bir sonraki gün için biletlerimizi aldık ve Vittorio Veneto meydanına yürüdük. Bir süre parkta dolaştık ve daha sonra biraz istirahat ederek nehir kenarından yürüyerek kaldığımız yere geldik.
Ertesi gün tekrar nehir kenarından yürüyerek köprü üzerinde evlerin bulunduğu ve bu evlerin hepsinin kuyum dükkanı haline geldiği Vecchio koridorundan yürüyerek Pitti Palası gördükten sonra Niccolo Machiavelli caddesinde yürümeye başladık. Kıvrıla kıvrıla hoş bir rampa ile tepeye çıktığımızda gördüğümüz manzara muhteşemdi. Tüm Floransa gözlerimizin önündeydi. Belki biraz yorucu bir yürüyüş yolu olabilir ama tepeye geldiğinizde gördükleriniz tüm yorgunluğunuzu gideriyor.



San Miniato al Monte klisesini ve evlenen bir çifti gördükten sonra günün ödülü olan dondurmalarımızı alarak merdivenlerde oturarak hem Floransayı seyrettik hem de dinlendik.
Bu yürüyüş sırasında kendi tercihlerimizle ilgili olarak fark ettiğimiz en önemli özellik hem ben hem de eşim yaşanmışlığı değil yaşantıyı çok seviyorduk. Tarihi mekanları görmek ve gezmek çok güzel ancak biz daha çok şehrin yollarında yürümeyi, insanlara karışmayı ve orayı yaşamayı daha çok seviyoruz.

http://picasaweb.google.com.tr/lerzan.kakcioglu/Floransa#

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder