Türkiye gezisi ile ilgili olarak gönderilen programı incelediğimde ise ikinci etkilendiğim nokta ile karşılaştım. Ne kadar derin araştırma içinde yapıyorlardı planlarını. Kapadokya mı yoksa Frig Vadisine mi gitmemizi önerirsiniz sorusunu takiben yaptığım araştırmada ilk kez bu bölge hakkında bilgiye ulaştım. Ancak o kadar az tanınıyordu ki Türkiye'de sadece Bursa'dan bir firma, bölgeye tur düzenliyordu. Bu nedenle tercihlerini Kapadokya yönünde kullandılar. Biz henüz gidemedik ama en kısa zamanda Frig vadisine bir gezi düzenlemeyi çok istiyoruz.
Tüm hazırlıklarını yapmışlardı ve 2009 Mayısının son haftasında, Side de olacaklardı. Gelecekleri gün misafirsever bir Türk ailesi olarak, buzdolaplarına meyva, içicek, börek ve pilaki gibi yemekler yerleştirdik. Ehhh artık hazırdık ilk misafirlerimizi karşılamaya.
Kapadokya ve Konya gezilerinde sonra akşam saat 19 gibi Side de olacaklarını bildirmişlerdi. Biz de geliş saatleri yaklaştığında onları karşılayacağımız yere gittik. Biraz sonra otobüs geldi ve misafirlerimiz otobüsten indiler. Çok samimi bir tanışmadan sonra arabaya bindiğimizde "akşam bizde balık yemek ister misiniz...?" sorumuzu hemen kabul ettiler.
O akşam çok güzel bir yemekten ve sohbetten sonra, bu değişim programının hiç tahmin edemediğimiz başka bir boyutunu da keşfetmiş olduk. Dünyaya bizim gibi bakan, farklı kültürlerin insanları ile tanışmak, bilgi paylaşmak, yeni şeyler öğrenme ve öğretme fırsatını.
Bizde kaldıkları süre zarfında her akşam birlikte yemek yedik. Biz balıkları yapıyorduk onlar da salata ve makarnayı. Boston'lu bayan arkadaşımız İtalyan asıllı olduğu için her akşam yemeğinin vaz geçilmezi makarnaydı.